
Arkeoloji, kültürel diplomasinin değerli bir aracı ve ikili kültürel işbirliği stratejimizin ayrılmaz bir parçasıdır. İtalya, her yıl çoğunluğu Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde olmak üzere dünya genelinde çok sayıda arkeolojik çalışmaların finansmanına katkıda bulunmaktadır. İtalya için, Akdeniz ülkeleri arasında giderek daha sıkı bir kültürel işbirliğinin teşvik edilmesi; diyaloğun desteklenmesi, güvenlik ve barışın muhafaza edilmesine yönelik sürdürülebilir bir kalkınmanın teşvik edilmesi anlamına gelmektedir.
Bunlar, hükümetler, üniversiteler, araştırmacılar ve koruma-restorasyon alanındaki şirketler arasındaki yoğun işbirliğine dayalı son derece olumlu tecrübelerdir.
Neredeyse yetmiş yıldır İtalyan arkeologlar Anadolu’yu katman katman kazıyor, onarıyor ve anlatıyor: ilk heyetin Hierapolis’e geldiği 1957’den, bugün Karadeniz’den Akdeniz’e, Ege’den Fırat’a uzanan coğrafyada sahada çalışan 15 heyete kadar.
Hierapolis-Pamukkale (Denizli)
Salento Üniversitesi
İtalyan bilimsel yönetimi: Grazia Semeraro
1988’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Helenistik-Roma kenti Hierapolis’in kalıntıları, jeotermal olayların oluşturduğu beyaz traverten “şelaleleri”yle öne çıkan olağanüstü bir doğal ortamda korunmaktadır. İtalyan Arkeoloji Heyeti, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin izniyle 1957’den beri alanda çalışmakta; çok disiplinli bir yaklaşım benimseyerek, Helenistik Dönem’den Orta Çağ’a uzanan farklı yerleşim evrelerine ait çok sayıda anıtın restorasyonuna ve ziyaretçilere kazandırılmasına emek vermektedir. Heyet, çeşitli İtalyan ve Türk üniversitelerini bir araya getirmekte; Müze ve Denizli ilinin yerel makamlarıyla iş birliği içinde çalışmaktadır. Araştırma alanında, son dönemde Apollon Kutsal Alanı ve Anıtsal Nymphaeum’daki stratigrafik kazılar, önceki yıllarda elde edilen sonuçların devamı niteliğinde, özellikle en eski tabakalara ve alanı karakterize eden sismik ve jeotermal olaylara odaklanılarak sürdürülmüştür. Heyet ayrıca Helenistik-Roma ve Frig nekropollerinde araştırmalar yürütmekte, depolarda korunan mimari ve epigrafik malzemenin sistematik incelemesini ve koruma-onarım çalışmalarını sürdürmektedir. Anıtsal Nymphaeum, Ploutonion, tiyatro ve daha önce restore edilmiş anıtsal alanlardaki müdahalelerde ilerleme kaydedilmiş; bu çalışmalara sürekli izleme ve planlı bakım uygulamaları eşlik etmiştir. Heyet; İtalyan ve Türk üniversiteleri, Hierapolis Arkeoloji Müzesi, Pamukkale Üniversitesi ve yerel kurumlarla yakın eşgüdüm içinde çalışmakta; arkeologları, restoratörleri, mimarları, jeologları ve çok sayıda usta ve işçiyi bir araya getirmektedir.
Tokalı Kilise – Göreme (Nevşehir)
Tuscia Üniversitesi
İtalyan bilimsel yönetimi: Maria Andaloro
Kapadokya’da, 1985’ten beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Göreme’nin (Nevşehir) eşsiz ortamında 2006’dan beri süren restorasyon projesi, sanat tarihi araştırmaları ile teknik-bilimsel incelemeler yoluyla ele alınan 110 kaya kilisesinin duvar resimlerini kapsamaktadır. Koruma çalışmaları, hâlen Tokalı Yeni Kilise’de (Nevşehir Müzesi ve Nevşehir Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı iş birliğiyle) sürdürülen uygulama gibi müdahaleler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Yaklaşık olarak 10. yüzyılın ortalarına tarihlenen bu kilise, kendine özgü nitelikleri ve resimlerinin sanat, teknik, malzeme ve ikonografi bakımından taşıdığı değerler nedeniyle Kapadokya’nın “Sistine Şapeli” olarak kabul edilmektedir. Tokalı Kilise restorasyon projesi, sanat tarihi araştırmaları ile teknik-bilimsel analizlerin bütünleştirilmesine dayanmakta; sanat tarihçileri, arkeologlar, mimarlar, restoratörler, tanı (diyagnostik) uzmanları, jeologlar, mağarabilimciler, ziraat mühendisleri, fotoğrafçılar ve kültürel mirasa uygulanan teknolojilerin uzmanları arasında disiplinlerarası bir diyaloğu teşvik etmektedir. Koruma çalışmaları, Nevşehir Müzesi ve Nevşehir Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı iş birliğiyle ve yerel makamların desteğiyle, disiplinlerarası bir İtalyan-Türk şantiyesi aracılığıyla yürütülmektedir. Proje, yerel üniversitelerle yapılan anlaşmalar sayesinde İtalyan ve Türk öğrencileri ve restoratörleri çalışmalara katarak güçlü eğitim misyonunu sürdürmekte; ileri düzey eğitim ve bilgi-beceri aktarımı açısından olağanüstü bir laboratuvar niteliği taşımaktadır.
Arslantepe (Malatya)
Sapienza Roma Üniversitesi
İtalyan bilimsel yönetimi: Francesca Balossi Restelli
İtalyan Heyeti’nin araştırmalarının temel amacı, Malatya Ovası’nın tarihini, bölgenin başlıca arkeolojik alanı olan Arslantepe’de yürütülen kazılar aracılığıyla, alanı çevresel ve bölgesel bağlamı içinde ele alarak, Neolitik Çağ’dan Bizans Dönemi’ne uzanan bir zaman dilimi içinde yeniden kurmaktır. 1961’den itibaren Roma La Sapienza Üniversitesi’nden bir ekip tarafından kazılan alanın tarihsel önemi, 2021 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını sağlamıştır. Alanda, bugüne dek bilinen en eski saray (MÖ 4. binyılın sonu) gün ışığına çıkarılmıştır. Söz konusu yapı, özgün sıvaları ve duvar resimleriyle, iki metreyi aşan yükseklikte korunmuş duvarlarıyla kerpiçten bir anıttır; bu duvarlar boyunca bugün hâlâ yürümek mümkündür. En son araştırmalar; sarayın gelişiminden hemen önceki tabakaların ortaya konmasına; Hitit ve Asur kaynaklarında adı geçen antik Melid’in ilk kez bağımsız bir krallık hâline geldiği, yerleşimin Hitit sonrası evrelerinin (MÖ 1. binyılın başları) incelenmesine; ve yüzlerce bireye ait kalıntılarıyla dönemin nüfusu hakkında önemli bilgiler sunan geniş bir Bizans nekropolünün kazısına odaklanmıştır. Proje; Malatya Müzesi, Malatya İnönü Üniversitesi ve Ankara Hacettepe Üniversitesi’nin yanı sıra, hem kazı çalışmalarına hem de sonuçların korunması ve kamuoyuyla paylaşılmasına katılan araştırmacılar, yerel makamlar ve yerel topluluklarla iş birliği içinde, bütüncül bir sürdürülebilir kalkınma projesi çerçevesinde yürütülmektedir.
Misis-Mopsuestia (Adana)
Pisa Üniversitesi ve CNR-ISPC
İtalyan bilimsel yönetimi: Giovanni Salmeri ve Anna Lucia D’Agata
Pisa Üniversitesi ve CNR-ISPC (İtalya Ulusal Araştırma Konseyi – Kültürel Miras Bilimleri Enstitüsü), 2012’den beri Çukurova Ovası’ndaki Misis Höyüğü’nde, Yüreğir Belediyesi’nin desteklediği Adana Arkeoloji Müzesi başkanlığındaki kazı çerçevesinde arkeolojik çalışmalar yürütmektedir. Araştırmalar, Neolitik Çağ’dan Orta Çağ’a kadar bölgenin siyasi ve ekonomik dinamiklerinde merkezî bir rol oynamış çok evreli bir yerleşimi gün ışığına çıkarmıştır: Demir Çağı’nda Ceyhan Nehri üzerinde bir ticaret iskelesi, Roma Dönemi’nde bir kutsal alan, Orta Çağ’da ise yeniden bir kale. Heyet’in programının ana eksenini, alanın değerlendirilmesi ve ziyarete açılması oluşturmaktadır; bu kapsamda, Yüreğir Belediyesi ve Adana Arkeoloji Müzesi ile yakın iş birliği içinde, yaklaşık 4.000 m²’lik ziyaret alanının tamamlanması ve Çukurova yöresine adanmış müzenin kurulmasına destek verilmesi öngörülmektedir. Alan, disiplinlerarası bir araştırma laboratuvarı ve yöreye derinden kök salmış bir kültürel iş birliği projesidir: Heyet; topografik ve dijital belgeleme, arkeometrik, biyoarkeolojik ve arkeobotanik analizler ile kullanılan malzemelerin niteliği nedeniyle özellikle hassas olan duvar yapılarının sağlamlaştırılması çalışmalarını yürütmektedir
Pompeiopolis (Kastamonu)
Floransa Üniversitesi
İtalyan bilimsel yönetimi: Laura Buccino
Antik Paphlagonia Pompeiopolis’inde, Taşköprü yakınlarındaki Zımbıllı Tepe’de, 2021’den beri İtalya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı (MAECI) tarafından ortak finanse edilen bir Floransa Üniversitesi araştırma ekibi, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Karabük Üniversitesi tarafından Mevlüt Eliüşük başkanlığında yürütülen kazıya katılmaktadır. Araştırmaların odağında, yaklaşık 1.800 yıl önce inşa edilen ve sonraki yüzyıllarda dönüşüm geçiren İmparatorluk Dönemi’ne ait büyük bir konut yer almaktadır; geniş alanıyla bu yapı, Anadolu’da bugüne kadar bulunmuş en önemli Roma villalarından biri sayılmaktadır. Araştırma, İmparatorluk Dönemi’nde Pontus bölgesinde özel konut mimarisinin gelişimine ilişkin bilgilerin derinleştirilmesine ve bu mimarinin Geç Antik Çağ’a kadar geçirdiği işlev değişikliklerinin izlenmesine olanak sağlamıştır. Kazı ile buluntuların kataloglanması ve incelenmesi, arkeolojik alanın değerlendirilmesiyle bağlantılı kapsamlı bir koruma programıyla birlikte yürütülmektedir; programın önceliği, triclinium’un (yemek salonu) büyük figürlü mozaiğinden başlayarak görkemli taban mozaiklerinin ortaya çıkarılması ve korunması ile duvar yapılarının, sıvaların ve taban döşemelerinin Türk restoratörlerle yakın iş birliği içinde onarımıdır. Heyet; Karabük Üniversitesi, Taşköprü Belediyesi ve yerel müzelerle eşgüdüm içinde çalışmakta, farklı uluslardan öğrencileri kazı, belgeleme ve buluntu inceleme çalışmalarına dahil etmektedir.
Uşaklı Höyük (Yozgat)
Pisa Üniversitesi
İtalyan bilimsel yönetimi: Anacleto D’Agostino
2008’de başlatılan araştırmalar, Erken Tunç Çağı’nın sonunda başlayıp Orta Çağ’a kadar süren uzun bir yerleşimin önemli izlerini ortaya koymuştur. Arkeologların çalışmaları anıtsal yapı kalıntılarını gün ışığına çıkarmıştır; bu kalıntılar, çivi yazılı tablet parçaları ve zengin bir seramik repertuvarıyla birlikte, yerleşimin en parlak döneminin MÖ 2. binyıl olduğunu göstermektedir. Granit bloklarla inşa edilmiş büyük tapınak ve – olasılıkla ritüel nitelikli – dairesel taş yapı, alanın Hititlerin önemli kutsal kenti Zippalanda ile özdeşleştirilmesini desteklemektedir. Zippalanda, güçlü bir Fırtına Tanrısı’nın kült merkezi, bir kutsal alana ve bir kraliyet konutuna ev sahipliği yapan, ayrıca kralın katıldığı çeşitli bayramlarda adı geçen bir kentti. Heyet’in kazı çalışmaları, yerleşimin kentsel, kültsel ve simgesel düzenini aydınlatmak amacıyla ağırlıklı olarak Hitit tapınağı ve dış mekânları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Buna paralel olarak buluntuların incelenmesi arkeobotanik, arkeozoolojik ve paleoantropolojik analizlerle desteklenerek sürdürülmekte; yiyeceğin hazırlanması ve tüketimine ilişkin deneysel arkeoloji çalışmaları da devam etmektedir. Heyet; Yozgat Müzesi, Yozgat Bozok Üniversitesi ve diğer Türk ve İtalyan üniversiteleriyle ortaklaşa çalışmakta; stajlar, kazı okulları, seminerler ve ortak yayınlar aracılığıyla bilgi ve deneyim alışverişini, öğrencilerin ve genç araştırmacıların ileri düzey eğitimini desteklemektedir.
Tripolis ad Maeandrum (Denizli)
CNR – ISPC (İtalya Ulusal Araştırma Konseyi – Kültürel Miras Bilimleri Enstitüsü)
İtalyan bilimsel yönetimi: Tommaso Ismaelli
İtalyan Restorasyon Heyeti, gerçekleştirdiği koruma müdahaleleriyle, Türkiye’nin güneybatısındaki Tripolis’in Anıtsal Nymphaeumu’nun alanın kimlik, kültür ve turizm odağı olma rolünü pekiştirmiş ve geliştirmiştir. MS 2. yüzyıla tarihlenen Nymphaeum, üç katlı ve 40 metre uzunluğundaki sütunlu cephesi ve zengin heykeltıraşlık bezemesiyle kent merkezini süsleyen anıtsal bir çeşmedir. Heyet’in çalışmaları cephenin yeniden ayağa kaldırılmasını kapsamakta; mermer aediculalara, sütun dizilerine ve saçaklıklara yönelik hedefli müdahalelere, antik tekniklere ve koruma ilkelerine uygun biçimde yürütülen taş onarımları eşlik etmektedir. İtalyan Heyeti, CNR-ISPC’nin arkeolojik mirasın önleyici korunması alanındaki uzmanlığından yararlanarak yapısal ve sismik izleme çalışmaları yürütmektedir. Restorasyon şantiyesinin yanı sıra Heyet, Nymphaeum ve çevresinden ele geçen arkeolojik malzemenin (seramik, metal, sikke ve ahşap kalıntıları) araştırılması, incelenmesi ve analizine yönelik çalışmalar da yapmaktadır; bu çalışmalar anıtın kullanım evrelerinin ortaya konması bakımından temel önemdedir. Üç boyutlu rölöveler, iki ve üç boyutlu grafik rekonstrüksiyonlar ile bilimsel iletişim ve tanıtım araçları aracılığıyla dijital teknolojiler merkezî bir rol üstlenmektedir. Heyet; Pamukkale Üniversitesi adına Bahadır Duman başkanlığında yürütülen Tripolis Kazısı, Türk Tarih Kurumu ve yerel kurumlarla yakın eşgüdüm içinde çalışmakta; staj ve uzmanlık uygulamaları yoluyla da bilgi-beceri aktarımını ve öğrencilerin ve arkeologların sahada eğitimini desteklemektedir.
Karkamış (Gaziantep)
Bolonya Üniversitesi
İtalyan bilimsel yönetimi: Nicolò Marchetti
İstanbul ve Gaziantep Üniversitelerinin katılımıyla 2011’den beri faaliyet gösteren Türk-İtalyan Arkeoloji Heyeti, son kazı sezonlarında akropoliste Hitit İmparatorluğu dönemine (MÖ 13. yüzyıl) ait büyük bir sarayda ve akropolisin eteğindeki Aşağı Saray alanında yer alan bir idari yapıda araştırmalar yürütmüştür; bu idari yapıda, Hitit sarayının elliye yakın görevlisine ait mühür baskıları taşıyan 500’den fazla bulladan (kil mühürleme) oluşan bir arşiv ele geçmiştir. Yeni Asur tabakaları, II. Sargon’un ani ölümünden önce büyük olasılıkla imparatorluğun batı kesiminin idari başkenti olması öngörülen bir yerleşime ilişkin, büyük önem taşıyan tarihsel belgeler sunmuştur. Akhaimenid (Pers) Dönemi’nde sıradan bir köye küçülmesinin ardından, kentin Helenistik Dönem’de Europos adıyla yeniden kurulması, alanın binlerce yıllık tarihinde yeni bir evrenin başlangıcı olmuştur. Araştırmalar, alanın Geç Tunç Çağı ile Demir Çağı arasında Yakın Doğu’nun kentleşmesi ve siyasi tarihi üzerine yapılan çalışmalarda uluslararası bir referans noktası olma konumunu pekiştirmiştir; 2026’da Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde düzenlenen “Karkemish of the Hittites on the Euphrates” sergisi, en son keşifleri kamuoyuna sunmuştur. Heyet, kazıya paralel olarak restorasyon, belgeleme ve yerinde sergileme çalışmalarının yanı sıra 2019’da açılan Karkamış Arkeoloji Parkı’nın bakımını ve genişletilmesini de yürütmektedir. İstanbul ve Gaziantep Üniversiteleri ile Gaziantep Müzesi’nden Türk öğrenciler ve uzmanlar, kazı, rölöve, restorasyon ve kataloglama çalışmalarında İtalyan ekiple birlikte görev almaktadır.
Mersin-Yumuktepe
Bari “Aldo Moro” Üniversitesi
İtalyan bilimsel yönetimi: Giulio Palumbi
Kilikya’da, bugünkü Mersin kentinin içinde yer alan Yumuktepe antik yerleşimi, 25 metrelik yüksekliği içinde Neolitik Çağ’dan Orta Çağ’a uzanan 8.000 yılı aşkın bir tabakalanmayı barındırmaktadır. Yerleşim, MÖ 7. binyılda çiftçiliğin, hayvancılığın ve seramik tekniklerinin batıya doğru yayılmasında kilit bir rol oynamış olmasının yanı sıra, MÖ 5. binyılda Akdeniz’in en eski surlu iç kalesinin inşasına, bölgenin ilk bakır metalürjisine ve anıtsal yapılar içinde yiyeceğin toplu dağıtımı ve tüketimine ilişkin uygulamalara tanıklık etmektedir. 2002’den beri faaliyet gösteren İtalyan Arkeoloji Heyeti, alanın Kilikya’nın ilk tarih öncesi topluluklarının incelenmesi için ayrıcalıklı bir laboratuvar ve Mersin’in kentsel ve toplumsal dokusuna kök salmış bir kültürel iş birliği projesi olma rolünü güçlendirmiştir. Araştırma alanında arkeobotanik analizler ile seramik ve metal buluntular ve insan kalıntılarından alınan antik DNA örnekleri üzerinde incelemeler yapılmakta; böylece yerleşimin iskân, teknoloji ve biyo-kültürel dinamiklerinin uzun dönemli bir değerlendirmesine katkı sağlanmaktadır. Heyet, alanın dijitalleştirilmesine, üç boyutlu belgelenmesine ve bütüncül biçimde değerlendirilmesine adanmış Yumutechné projesi kapsamında Mersin Üniversitesi ile iş birliği yapmaktadır. Buna paralel olarak, yerel belediyenin desteklediği Yumuktepe Arkeopark projesi; bir kamu arkeolojisi, öğrenciler ve genç araştırmacılar için eğitim ve yerel topluluklarla diyalog aracı olarak Yumuktepe’nin korunmasına, sürdürülebilir biçimde ziyaret edilmesine ve bölgenin kültür ve turizm yaşamıyla tümüyle bütünleşmesine katkıda bulunmaktadır.
Ḫattuša–Boğazkale (Çorum)
Napoli Federico II Üniversitesi
İtalyan bilimsel yönetimi: Leopoldo Repola
1986’dan beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan antik Hitit başkenti Hattuşa’daki çalışmalar, Napoli Federico II Üniversitesi DISTAR (Yer, Çevre ve Kaynak Bilimleri Bölümü) tarafından, Andreas Schachner (Alman Arkeoloji Enstitüsü – DAI, İstanbul) başkanlığındaki Boğazköy-Hattuşa Kazısı çerçevesinde ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle yürütülmektedir; hedefleri arasında alanın geniş kesimlerine ilişkin üç boyutlu dijitalleştirme ile coğrafi-mekânsal verilerin yönetimi ve analizi yer almaktadır. İnceleme çalışmaları, hiyeroglif yazıtlı kaya kabartmaları ile çok sayıda jeoarkeolojik ve mimari konu üzerinde yoğunlaşmaktadır. Çalışmalar; jeoarkeolojik analiz, ileri düzey üç boyutlu belgeleme ve coğrafi bilgi sistemlerinin (CBS) bütünleştirilmesine dayanan, güçlü biçimde disiplinlerarası bir yaklaşıma sahiptir. Heyet’in programı, araştırmanın yanı sıra iş birliğine, eğitime ve ortaklığa merkezî bir yer vermektedir. Heyet, DAI’nin Alman uzmanları ve Türk üniversiteleriyle, özellikle İstanbul Üniversitesi (Metin Alparslan) ve Çorum Hitit Üniversitesi ile ortaklaşa çalışmakta; öğrenci ve araştırmacı değişimini ve dijitalleştirme teknolojileri ile coğrafi-mekânsal veri analizi üzerine kuramsal ve uygulamalı eğitim etkinliklerinin düzenlenmesini desteklemektedir.
Türkmen-Karahöyük (Konya)
Pavia Üniversitesi
İtalyan bilimsel yönetimi: Lorenzo D’Alfonso
Daha önce New York Üniversitesi ISAW ile birlikte Porsuk-Zeyve Höyük (Niğde) ve Kınık Höyük araştırmalarında görev alan Pavia Üniversitesi araştırma ekibi, bugün klasik öncesi Anadolu’nun en geniş yerleşimlerinden biri olan Türkmen-Karahöyük’te (Konya) çalışmaktadır. Pavia Üniversitesi 2025’ten beri, ISAW ile birlikte, Michele Massa (Bilkent Üniversitesi) ve James Osborne (Chicago Üniversitesi ISAC) başkanlığında, Çukurova ve Bilecik Şeyh Edebali Üniversitelerinin eş başkanlığıyla ve Oxford Üniversitesi ile British Institute at Ankara’nın desteğiyle yürütülen Türkmen Karahöyük Archaeological Project’e katılmaktadır. Büyük Kral Hartapu’nun Luvi hiyeroglifli yazıtıyla tanınan höyük, MÖ 2. binyılda önemli bir merkez, MÖ 8. yüzyılda ise bölgesel bir krallığın başkentiydi; 2026’da başlayan Pavia kazıları, Hitit İmparatorluğu’nun sona ermesinden sonra yerleşimde yaşanan dönüşüm, süreklilik ve dayanıklılık dinamiklerini aydınlatmayı amaçlamaktadır. Kazıya, duvar yapılarının ve dolguların üç boyutlu olarak yeniden kurulmasını amaçlayan jeofizik araştırmalar ile seramik, arkeobotanik ve zooarkeolojik malzemenin bütüncül incelemesi eşlik etmektedir. Türk ve uluslararası öğrenciler ile genç araştırmacılar kazı, belgeleme ve malzeme analizi çalışmalarına doğrudan katılmakta; böylece ileri düzey yöntem bilgisinin aktarımı desteklenmektedir.
Kültepe-Kaniş (Kayseri)
Milano Üniversitesi
İtalyan bilimsel yönetimi: Luca Peyronel
Kültepe İtalyan Arkeoloji Projesi (PAIK), Ankara Üniversitesi adına Fikri Kulakoğlu başkanlığında yürütülen Kültepe Kazısı ve Kayseri Müzesi ile kurulan iş birliği çerçevesinde yer almaktadır. Kültepe, Asur ile Anadolu arasında gelişen canlı bir metal ve dokuma ticaretine tanıklık eden on binlerce çivi yazılı tabletin bulunması sayesinde, MÖ 2. binyılın başında bir Anadolu krallığının başkenti olan antik Kaniş/Neşa kentiyle özdeşleştirilmektedir. İtalyan ekibin 2019’da başlayan kazıları, kutsal yapıların ve kamu yapılarının varlığı nedeniyle büyük önem taşıyan geniş bir kent kesimini kapsamaktadır. Son dönemin en önemli keşfi, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na (yaklaşık MÖ 1830-1700) tarihlenen ve kutsal alanla bağlantılı törensel bir yapı olarak yorumlanan, kısmen zemine gömük görkemli bir yapıdır. Ortaya çıkarılan bölüm, yüksekliği 4 metreye ulaşan taş duvarlarla çevrili iki depolama mekânından oluşmaktadır. Bu mekânlarda, her biri iki bin litreyi aşan kapasiteye sahip dokuz büyük depolama küpünün yanı sıra onlarca sofra ve libasyon kabı ile simgesel figürlü bezemeler taşıyan iki vazo bulunmuştur; bu bezemeler arasında hayvanları, müzik ve dans sahnelerini betimleyen bir friz de yer almaktadır.
Kınık Höyük (Niğde)
Floransa Üniversitesi
İtalyan bilimsel yönetimi: Marina Pucci
Güney Kapadokya’daki Kınık Höyük araştırmaları, bölgenin klasik öncesi dönem yerleşimlerini incelemek amacıyla 2011’de Pavia Üniversitesi ve New York Üniversitesi ISAW’ın ortak projesi olarak başlamıştır. 2022’den beri kazıyı Floransa Üniversitesi yönetmektedir; çalışmalar, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi (Helenistik ve Roma tabakalarından sorumlu eş başkan Burak Yolaçan) ile iş birliği içinde ve akropolisteki Demir Çağı tabakalarını araştırmayı sürdüren Pavia ve ISAW’ın temel desteğiyle yürütülmektedir. Akropoliste kült meydanıyla birlikte büyük bir Helenistik kutsal alan ile savunma, konut ve üretim işlevli Demir Çağı alanları gün ışığına çıkarılmış; bugün Floransa ekibinin araştırmalarının odağındaki Aşağı Şehir kazıları ise Orta Tunç Çağı’ndan Roma Dönemi’ne kesintisiz bir iskânı ortaya koymuş ve aşağı yerleşimin güçlü surlarını açığa çıkarmıştır. Topografik ve dijital belgeleme çalışmaları, iç kalenin savunma yapılarının sağlamlaştırılmasına paralel olarak restorasyon, sergileme ve buluntu yönetimi projelerine destek sağlamaktadır. Heyet, araştırmanın yanı sıra Türk (Dokuz Eylül, Mardin Artuklu) ve uluslararası (Pavia, New York Üniversitesi) üniversitelerle yoğun bir iş birliği, eğitim ve ortaklık faaliyeti yürütmekte; yerel kurumlar ve Niğde Müzesi ile eşgüdüm içinde öğrencileri ve genç araştırmacıları kazı okullarına, atölyelere ve disiplinlerarası çalışmalara dahil etmektedir.
Elaiussa Sebaste (Mersin)
ICA – Istituto Centrale per l’Archeologia (Merkezî Arkeoloji Enstitüsü)
İtalyan bilimsel yönetimi: Mirella Serlorenzi
Elaiussa Sebaste, Anadolu’nun güneydoğu kıyısında (Kilikya), Doğu ile Batı’nın kesişme noktasında yer alan antik bir liman kentidir. Helenistik Dönem’den Erken Bizans Dönemi’ne kadar kesintisiz olarak iskân edilmiştir. 1995-2022 yılları arasında Sapienza Roma Üniversitesi tarafından yürütülen kazı ve araştırmalar, antik kentin başlıca anıtlarını (Tiyatro, Agora, Hamamlar, Roma Tapınağı, Bizans Sarayı) gün ışığına çıkarmış ve alanın antropolojik ve paleoçevresel özelliklerini ortaya koymuştur. Günümüzde ICA (Merkezî Arkeoloji Enstitüsü), Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Kastamonu Üniversitesi adına Asena Kızılarslanoğlu başkanlığında yürütülen kazı ile iş birliği içinde, alanın değerlendirilmesine ve sürdürülebilir yönetimine yönelik yeni bir ortak proje yürütmeyi amaçlamaktadır.
Ortaköy-Šapinuwa (Çorum)
Roma La Sapienza Üniversitesi
İtalyan bilimsel yönetimi: Rita Francia
Çorum ilindeki Ortaköy-Şapinuva, MÖ 14. yüzyılın en önemli Hitit merkezlerinden biridir: kraliyet konutu ve sarayın geçici ikametgâhı olan kent, Anadolu’nun en zengin çivi yazılı arşivlerinden birini vermiştir; binlerce tablet krallığın yönetimini, kültünü ve diplomasisini belgelemektedir. 2024’ten beri faaliyet gösteren Sapienza Heyeti, 2026’da önceki iki yılda başlatılan çalışmaları sürdürüp genişletmekte ve alanın Hitit kent planlaması ile yönetiminin incelenmesinde merkezî bir düğüm noktası olma rolünü pekiştirmektedir. 2026 kazı sezonunda, yaklaşık 2.500 m² genişliğinde, karmaşık bir plana, sağlam çevre duvarlarına ve ardışık yapım evrelerine sahip, yeni saptanmış bir mimari kompleksin stratigrafik kazısı sürdürülecektir; amaç, ileri belgeleme yöntemleri (CBS, dijital fotogrametri, üç boyutlu modeller, stratigrafik matrisler) kullanarak yapı dizilerini yeniden kurmak, kompleksin işlevini tanımlamak ve Şapinuva’nın kentsel dokusu içindeki rolünü aydınlatmaktır. Buna paralel olarak, bölgesel ve karşılaştırmalı ölçekte yorumlayıcı sonuçlar veren buluntu incelemeleri güçlendirilmekte; yetkili makamlarla uyum içinde, arkeolojik alanın gelecekteki koruma, onarım ve değerlendirme stratejilerinin temelleri atılmaktadır. İş birliği ve eğitim projenin merkezî eksenlerindendir: Ortaköy-Şapinuva kazısını Önder İpek başkanlığında yürüten Çorum Hitit Üniversitesi ile üç yıllık bir Mutabakat Zaptı ile resmîleştirilen ve bir Erasmus+ Anlaşması ile desteklenen bilimsel iş birliği, öğrencilerin, doktora öğrencilerinin ve araştırmacıların hareketliliğini desteklemekte; Heyet, yöntemsel bilgi aktarımında, genç Türk araştırmacıların ileri düzey eğitiminde ve İtalyan-Türk akademik diyaloğunda etkin bir rol üstlenerek İtalyan varlığının Şapinuva’daki bilimsel, kültürel ve toplumsal etkisini güçlendirmektedir.